Derek Vineyard, kamyonetini soymaya çalışan iki siyahi adamı acımasızca öldürdüğü için yattığı üç yıllık hapis cezasının ardından şartlı tahliye edilir. 14 yaşındaki kardeşi Danny Vineyard'ın anlatımı aracılığıyla; Derek'in hapse girmeden önce bir dazlak ve Los Angeles genelinde ırkçı suçlar işleyen şiddet yanlısı, beyaz üstünlükçü bir çetenin lideri olduğunu ve eylemlerinin Danny'yi de derinden etkilediğini öğreniriz. Islah olmuş bir hâlde hapisten yeni çıkan Derek, çeteyle olan tüm bağlarını koparır ve Danny'nin de kendisiyle aynı şiddet dolu yola sapmasını engellemeye kararlı bir şekilde hareket eder.
Tony Kaye'in yönetmenliğini üstlendiği 1998 yapımı "Geçmişin Gölgesinde" (American History X), nefretin, ırkçılığın ve toplumsal kutuplaşmanın bireyler ile aileler üzerindeki yıkıcı etkilerini sarsıcı bir dille ele alan zamansız bir başyapıttır. Film, nefret söylemleriyle zehirlenmiş ve işlediği cinayet yüzünden hapse mahkûm edilmiş neo-Nazi bir gencin, cezaevi sürecinde yaşadığı dönüşümü ve tahliye olduktan sonra aynı karanlık yola sapmak üzere olan küçük kardeşini bu kâbustan kurtarma mücadelesini konu alır.
Eserin anlatım yapısında kullanılan siyah-beyaz ve renkli sinematografi tercihi, filmin tematik derinliğini mükemmel bir biçimde besler. Geçmişe ait anılar siyah-beyaz tonlarla sunularak karakterin o dönemki katı, tek boyutlu ve kutuplaştırıcı dünya görüşünü simgelerken; şimdiki zamanın renkli görselleri ise hayatın tüm karmaşıklığını, gerçekliğini ve kabullenilmesi gereken çelişkilerini yansıtır. Edward Norton'ın Derek Vinyard rolündeki olağanüstü performansı, nefret dolu bir önderden pişmanlık duyan bir insana uzanan psikolojik dönüşümü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Hikâye, ırkçı ideolojilerin bireysel öfkeden nasıl beslendiğini ve aile içi mekânlarda nasıl kök saldığını etkileyici bir biçimde aktarırken, nefretin nihayetinde sadece karşı tarafı değil, taşıyanı da yok eden bir zehir olduğunu vurgular.
Sonuç olarak film, sadece toplumsal bir sorunu değil, insan ruhunun karanlık ve aydınlık tarafları arasındaki çetin savaşı da cesurca işlemektedir. Karakter gelişimleri, çarpıcı kurgusu ve unutulmaz finaliyle sinema tarihinin en güçlü dramatik yapıtlarından biri konumundadır.